Zina (aldatma) sebebiyle boşanma davası
Zinanın boşanma sebebi sayılabilmesi için aranan dört şart, altı aylık hak düşürücü süre ve affetmenin dava hakkına etkisi; konuya ilişkin Yargıtay kararlarıyla birlikte.
Stajyer Avukat Enes Yıldırım
4 Eylül 2026·4 dk okuma·Aile Hukuku
Zina sebebiyle boşanma ve tanımı
Zina (aldatma), eşlerden birinin evlilik birliği süresinde üçüncü bir kişiyle bilerek ve isteyerek cinsel ilişkiye girmesi anlamına gelir. Zina, kusura dayalı mutlak ve özel bir boşanma sebebidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre zinanın boşanma sebebi olması için gerek kadının gerekse kocanın üçüncü kişiyle bir defa evlilik dışı cinsel birliktelik yaşaması yeterlidir. Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir (TMK m. 161/1).
Zina sebebiyle boşanma davasının şartları
Zinanın evlilik birliği devam ederken meydana gelmesi gerekir
Zina sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için zina fiilinin evlilik süreci dâhilinde işlenmesi gerekir. Eşlerden birinin evlilikten önce (nişanlılık, söz vs.) başka bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesi ve bu durumun evlendikten sonra ortaya çıkması hâlinde zina sebebine dayalı boşanma davası açılamaz; bu, aldatılan eşe boşanma davası açma hakkı vermez.
Eşlerin birbirine karşı sadakat yükümlülüğü boşanma davası süresi boyunca da devam eder; yani eşler boşanma davası devam ederken başka kişilerle cinsel ilişkiye giremez. Eşlerden birinin boşanma davasının devamı sırasında başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi zina olarak kabul edilir.
Değinilmesi gereken bir diğer husus ayrılık kararıdır. Hâkim, eşler arasında bir barışma ihtimalinin olduğu durumlarda sıklıkla ayrılık kararı verir; ayrılık kararı verilse dahi eşlerin birbirine karşı sadakat yükümlülüğü devam eder.
Eşlerden birinin üçüncü bir kişiyle cinsel ilişki yaşaması gerekir
Zinanın var olabilmesi için evli eşin üçüncü bir kişiyle cinsel ilişki yaşamış olması gerekir. Nitekim bir eşin flört etmesi, öpüşmesi veya okşama gibi diğer fiziksel temastan ibaret davranışları zina olarak değerlendirilemez; ancak genel boşanma nedenleri arasında sayılabilir. Bir eşin kendi rızası dışında taciz, tecavüz vb. hâllerde eşin kusuru bulunmadığından, diğer tarafa zina nedeniyle boşanma davası açma hakkı doğmaz.
Zina fiilinin sadece karşı cinsle işlenip işlenemeyeceği tartışma konusudur ve farklı görüşler içerir. Doktrinde, zinadan bahsedilebilmesi için cinsiyetlerin farklı olması gerektiği görüşü bazı yazarlar tarafından savunulmuştur (Helvacı ve Erlüle, 2021:170; Velidedeoğlu, 1965:168). Bu görüşe göre, eşlerden biri kendi cinsi ile cinsel ilişkiye girdiği takdirde haysiyetsiz hayat sürme veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebepleriyle boşanma davası açılabilecektir (Öztan, 2015:647; Dural ve diğerleri, 2019:106).
Türk Medeni Kanunu (m. 161), zinayı sadece eşlerden birinin diğer eşten başka biriyle cinsel ilişkide bulunması olarak tanımlar; ancak cinsiyet belirtmez.
Aldatılan eşin, aldatan eşi affetmiş olmaması gerekir
Zina, kusura dayalı mutlak ve özel bir boşanma sebebidir. Aldatılan eşin, aldatan eşin işlediği zina fiilini affetmesi, dava açma hakkını ortadan kaldıran bir nedendir. Affetme durumu birçok şekilde kendini gösterebilir; sözlü, yazılı veya zımni olabilir. Örneğin aldatılan eşin aldatan eşe yönelttiği "seni unutamadım, tekrar deneyelim" gibi ifadeler de birer affetme şeklidir.
Davanın, zinanın öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde açılması gerekir
Türk Medeni Kanunu'na göre, "Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer." (TMK m. 161/2)
Konuya ilişkin Yargıtay kararları
Yargıtay 2. HD., E. 2016/24121, K. 2018/10320, T. 1.10.2018
Davacı-davalı erkek TMK 166/4 maddesi uyarınca fiilî ayrılık hukuki sebebine dayanarak dava açmış, birleşen davada ise davalı-davacı kadın evlilik birliğinin sarsılması sebebine (TMK m. 166) ve özel boşanma sebeplerinden zina hukuki sebebine (TMK m. 161) dayanarak boşanma isteminde bulunmuş; mahkemece davalı-davacı kadının zinaya dayalı boşanma davasının, TMK 161. maddesinde belirtilen dava sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay içerisinde açılmadığından bahisle hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İzmir BAM 2. HD., E. 2018/3172, K. 2019/1775, T. 3.12.2019
Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında; davacının, davalının başka bir kadınla olan ilişkisini öğrendikten sonra davalının davacıya ev satın aldığı ve birlikte 01/12/2015 – 31/01/2016 tarihleri arasında yurt dışına tatile gittikleri, böylece davacının davalıyı affettiği, affetme tarihinden sonra dava tarihine kadar davalının başka kusurlu bir davranışının varlığının ispatlanamadığı gibi adı geçen bayanla aldattığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararda ayrıca; taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân bırakmayacak nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olduğu, gerçekleşen olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalı kocanın tam kusurlu bulunduğu, bu durumda evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir hukuki yarar kalmadığı ve Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesi koşullarının olayda gerçekleştiği belirtilerek, tarafların TMK m. 166/1 uyarınca boşanmalarına karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Kaynakça
- Türk Medeni Kanunu
- Dural, M. / Öğüz, T. / Gümüş, M., Türk Özel Hukuku Cilt II – Aile Hukuku
- Akıntürk, T. / Ateş, D., Aile Hukuku
- Kılıçoğlu, A., Medeni Hukuk (Genel Esaslar – Kişiler – Aile Hukuku)
- Oğuzman, M. K. / Barlas, N., Aile Hukuku, Vedat Kitapçılık
- Kulaçoğlu Hukuk Bürosu'na ait "Zina Nedeniyle Boşanma Davası" adlı makale
- Av. Beyza Çelik ve Prof. Dr. M. Fahrettin Önder'e ait, DergiPark'ta yayımlanan "Türk Hukukunda Zina Sebebiyle Boşanma Açısından Af" adlı makale